Bırakın Camlar Pis Kalsın!

cam-silmeCam silerken öldüler…

Gündelikçi olarak temizliğe giden Gültekiye Özmen, mutfak penceresini silerken dengesini kaybetti. Yere düşmemek için sildiği camın çerçevesine tutunmaya çalışan Özmen, çerçeveyle birlikte 3. kattan düştü ve hayatını kaybetti (15.12.2010).

Kadıköy’de, bir doktorun evinde temizlik işlerine bakan Şahzade Tüter isimli kadın camları sildiği sırada tutunduğu PVC çerçevesiyle birlikte, 9. kattan düşerek hayatını kaybetti (8.02.2008).

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Melahat Doğu, cam silmek için evindeki pencerenin pervazına bastığı sırada dengesini kaybederek 3. kattan düştü ve hayatını kaybetti (21.10.2012).

Mersin’in Yenişehir ilçesinde Şengül Keleş, pencere camını silerken dengesini kaybederek 4. kattan düştü ve hayatını kaybetti (18.07.2012).

Özel bir temizlik şirketinde çalışan Pakize Akçam, 8. kattan beton zemine düşerek öldü.

Camları kadınlar siliyor

Kimimiz görevimiz saydığımızdan/sayıldığından kimimiz ise ücretli ev işçisi olduğumuzdan cam siliyoruz. Ev işçileri eğer çalışma mekanları ev ise camları ‘evin kadınının’ yerine siliyorlar. Dolayısıyla işverenleri de kadın oluyor istisnalar dışında.

Dünyanın çeşitli işlerinde örgütlenen ev işçileri, “temizlikçilerin yüksek binaların pencerelerini silmeyeceğini veya çamaşır asmayacağını” belirten bir maddenin iş anlaşmasına eklenmesi için mücadele ediyorlar. Kimi yerlerde bunu başarıyorlar da… Biz bu talebi sadece ücretli ev işçileri değil ücretsiz ev işi yapan kadınlar için de savunuyoruz. Bırakalım bezleri, camlar pis kalsın! Camlar güvenlik önlemleri alınarak silinsin. Hatta cam silme belediye hizmetleri arasında yer alsın. Güvenlik sağlanmadan yüksek binaların camları silinmesin.

Kadınlar kendi evlerinin camını silerken sakat kaldıklarında ya da canlarından olduğunda ‘kendi işini’ yaparken oldu diye düşünülüyor. ‘Keşke dikkat etseydi’ diyoruz ama aklımıza ‘evin beyini’ suçlamak gelmiyor. Oysa sildiğimiz camlar erkeklerle ortak kullandığımız evlerin camları.

Söz konusu gündelikçi kadınlar olduğunda ise durum karmaşık. Ücretli ev hizmetinde (yaşlı, hasta, çocuk bakımı, temizlik vb.) en ağır ve emek yoğunluklu işi birden fazla ev hizmetinde günlük yevmiye ile çalışan gündelikçi kadınlar yapıyor. Gündelikçi kadının ‘patronu’, ücretli ev emekçisinin ev hizmetinin yerine getirilmesi için emek gücünü satın alan ev sahibi kadın. Çalışma süresi, işlerin tanımı, yapılış şekli, yöntemi, ücrete dair yapılacak iş anlaşması vb. ücretli ev emekçisiyle “patronun” yüz yüze gerçekleştirdiği ikili görüşmeyle belirlenir genellikle. Ücretli ev hizmetlerinde çalışan kadınların ne bir iş güvencesi ne de sigortaları var. İşten atılıp atılmamaları ise “evin hanımının” iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı.

Bu alanın klasik anlamda “iş” “işyeri” ve “patron” ilişkilerinin dışında olması, gündelikçi kadınların sosyal haklarını kısıtlarken feminist politika açısından ise konu çok daha çetrefilli hale geliyor. Ev içindeki cinsiyetçi işbölümünden doğan yüklerimizin bir kısmını ücret vererek paylaştığımız kadınların patronu olmak gündelikçi kadınla ev sahibi kadın arasındaki mesafeyi arttırarak farklı işler yapan, farklı kökenden gelen kadınlar arasında kurmamız gereken köprüyü ortadan kaldırıyor. Ücretli ya da ücretsiz ‘tam zamanlı ev kadınlığı’ yapan kadınlar aralıklı da olsa bayram temizliği, bahar temizliği, taşınma temizliği, hastalık temizliği vs. nedenlerle evlerinde gündelikçi çalıştırırken gündelikçi çalıştırmak sadece orta ve yüksek sınıf ayrıcalığı olmaktan çıkıyor. Oysa gündelikçi kadınlar ev işlerinden sorumlu kadınla muhatap olurken, ev işlerini paylaşmayan erkeklerin işlerini yapıyorlar.

Cam silerken öldü, iş kazası sayıldı!

Dünyada ve Türkiye’de ev işçileri örgütleniyor. Türkiye’de Ev İşçileri Dayanışma Sendikası ve İmece Kadın Sendikası Girişimi ev işçileriyle örgütleniyor.

İmece Kadın Dayanışma Sendikası 5 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul Maltepe’de temizliğe gittiği evin camını silerken çerçeveyle birlikte 4. kattan düşerek yaşamını yitiren, 20 yıl boyunca ev işçiliği yapmış Fatma Aldal için hukuk mücadelesi veriyor. Sendika Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan kamu davasına müdahil olarak adaletin yerini bulması için mücadele ediyor. İmece Kadın Dayanışma Sendikası’nın girişimiyle Çalışma Bakanlığı Fatma Aldal davasında olay yerine iş müfettişi gönderdi. İş müfettişi “İncelenen olay iş kazasıdır, kazalı sigortalı kabul edilmeli” raporunu verdi. Raporda “Her ne kadar evlerde yapılan işler İş Kanunu’nda istisna kapsamında belirtilmiş olsa bile, meydana gelen olay 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazasıdır; kazalı için SGK’ya prim yatırılmamış olsa dahi, 5510 sayılı yasa gereği kazalıyı sigortalı olarak kabul etmek gereklidir” ifadesi yer almakta. Ayrıca raporda 4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler konusunda bilgilendirmek zorundadırlar’ diyen 77. maddesine de atıfta bulunuluyor.

Davanın 29 Kasım günü görülen 5. Duruşmasında iş müfettişlerince hazırlanan raporda yaşanan olayın bir iş kazası olmasının tespit edilmesi sebebiyle dosyada alınacak kusur raporunun, herhangi bir kaza raporu gibi değil, yine iş müfettişleri heyetinden alınacak bir raporla tespitine karar verildi. Fatma Aldal hakkında verilen bu rapor ev işçilerinin mücadelesinde önemli bir kapı araladı. Bundan sonraki hukuki süreçte, bu rapora göre Fatma’nın yakınlarına maddi ve manevi tazminat bağlanmasına hükmedilmesi, yakınlarına emeklilik maaşının bağlanması ve de Fatma’nın ölümüne sebebiyet vermekten işverenin cezalandırılması taleplerinin söz konusu olacağını düşünüyoruz. Umarız tüm bu süreç düzgün ilerler. Ancak burada bizim sorumuz aleyhine dava açılarak yakalama emri çıkarılan işverenin sadece kadın olmasının doğru olup olmadığı? Fatma’nın çalıştığı evde sadece bir kadın yaşamıyorsa, iş sözleşmesi kadınla yapılsa bile asıl işveren ev işlerine ortak olmayan, işlerini kadına yükleyen evdeki erkek ve hatta evde yaşayan 18 yaşını bitirmiş herkes olmalı.

Ev işinin ‘iş’, ev işçisinin ‘işçi’ olduğu iş yasasına girmeli!

Sadece İstanbul’da 15 binden fazla gündelikçi çalışan kadın olduğu söyleniyor. Fatma Aldal dolayısıyla gündelikçi kadınların hakları lehine aralanan kapının tamamen açılması için Ev İşçileri Dayanışma Sendikası ve İmece Kadın Sendikası Girişimi’nin en önemli iki talebine kulak veriyor ve destekliyoruz:

• Ev işçisinin işçi olduğu iş yasasına girmeli.
• Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 189 sayılı Ev İşçilerine İnsanca Yaşam Sözleşmesi’ni derhal imzalamalı

Yorumlara kapalıdır.