M u t f a k C a d ı l a r ı
Burçak YasI Tutanlar PDF Yazdır e-Posta

Yazın gelmesiyle birlikte; malum hasat mevsimi, gezici mevsimlik kadın tarım işçileri de evlerinden, kendilerine ait hissettikleri güvenli ortamlarından uzak hayatlarının sürdürmekte. Ekmeğini çıkarmak, ailelerine destek olmak için çoğu zaman dillerini bile bilmedikleri, üretim zincirinin içinde yer alan dayıbaşı, elçi dışında gittikleri yerden hiç kimseyle karşılaşma imkanı dahi olmadan tarlalarda çalışmakta.

Şubat ayından başlayıp Kasım ayına kadar, ortalama üç değişik şehirde geçen; sabah güneşin doğmasıyla başlayan ve gece geç saatlere kadar barınma mekanında ve tarlada dur duraksız çalışılan bu süreç, gezici mevsimlik kadın tarım işçisi için “kötü kaderden” ibaret bir hayat.

 

 
Devamını oku...
 
UyumlulaştIrmanIn bİr başka Veçhesİ PDF Yazdır e-Posta

Yaklaşık 10 yıl önce çalıştığım ABD şirketinin erkek insan kaynakları müdürünün masasında, üzerinde  Aile ve İş Yaşamını Uyumlulaştırma” yazan kocaman bir dosya olduğunu görmüştüm. Ne yaptığını sorduğumda eğitime gönderildiğini öğrendim. Bir hayli şaşırmış, bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışmıştım. Ardından düzenlenen birkaç seminer ile bu programın hedef kitlesinin beyaz yakalı orta- üst düzey yönetici kadınlar olduğunu gördüm. Şirketimiz, kesinlikle üst değil ama orta düzey yöneticilikte kadınlara yatırım yapmaya karar vermişti. Sürecin nasıl ilerlediğini izleyecek fırsatım olmadan işten ayrıldım.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haber, uyumlulaştırma politikalarının artık sadece beyaz yakalı kadınlarla sınırlı olmadığını gösteriyor. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) yürüttüğü “Kadın Üyelerden Kadın Çalışanlara Eğitim Projesi” kapsamında, organize sanayi bölgelerindeki fabrikalarda çalışan 450 kadın işçiye verimlilik, toplam kalite, kişisel gelişim, sağlık, kadın ve aile konularından oluşan toplam 81 saatlik bir eğitim verilmiş. 8 Mart 2009 ile 8 Haziran 2010 arasında 15 ay boyunca verilen bu eğitimin hedef kitlesi, “günlük hayatta kişisel gelişimine katkı sağlayacak bilgilerden yararlanamamış, iş ve ev arasında yürütülen bir döngüde yaşamak zorunda kalmış, ekonomik açıdan asgari geçim şartları ile yaşamını sürdüren” kadınlar. Eğitimler organize sanayi bölgelerinde gıda ve tekstil işkollarında çalışan işçi kadınlara verilmiş. 

 

Devamını oku...
 
DoĞum BorçlanmasI: AlacaklIyken yİne borçlu ÇIktIk PDF Yazdır e-Posta

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasası ile doğum yapan kadınlara verilen prim borçlanma hakkının  kapsamı  01.07.2010  tarihinde yapılan bir düzenleme ile  genişletildi. Daha önce doğum borçlanmasından faydalanabilmesi için kadın sigortalının, doğum nedeniyle işten ayrılmış veya işten ayrıldığı tarihten itibaren üçyüz gün içinde doğum yapmış olması gerekiyordu. Yeni düzenleme ile ise sigortalı olmadan önce veya sigortalı olduktan sonra fark etmeksizin doğum yapan tüm kadınların doğum borçlanmasından yararlanmalarına imkân tanınıyor.

5510 sayılı  yasa  kademeli olarak  kadınlar için emeklilik yaşını 65’e, çalıştığı sürede ödenmesi gereken prim gün sayısını ise 9000’e çıkarıyor.  SSGSS yasasına esastan itiraz eden  “Sosyal Haklar için Kadın Platformu”ndan kadınlar  olarak, bütün kadınların evde ücretsiz çalıştığından hareketle, ev içindeki karşılıksız emeğimiz ortadan kalkana kadar kadınlar için yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı istemiştik/istiyoruz... Yasa çıkarılırken kadınların mücadelesine sırtını çeviremeyen AKP sözcüleri,  son anda yasaya eklenen ‘doğum borçlanması’ nın kadınların yıpranma payı talebine karşılık geldiğini iddia ettiler.  

 

Devamını oku...
 
YÜZYILDIR SÖYLÜYORUZ: Kamusal Alanda Eşİtlİk HakkImIz PDF Yazdır e-Posta

“Bugün kadının erkek ferdden zaif ve âciz kalmasına sebeb hayat tarzlarından mütevellittir. Kadın daima dar bir saha içinde kalmıştır. Erkek ise geniş bir sahada çok görmüş ve çok gezmiştir. Yani kadının hayatı (statik- statique) erkek ferdin hayatı da (dinamik- dynamique) geçmiştir.

Statik hayat; kadın bulunduğu evde zevcesiyle teşrik-i mesai ettiğinden ölünceye kadar ömrünü bulunduğu evin karanlık odalarında hiç gezmeden geçirmiştir. Bi’ttabi’ mücadele etmeyen, serkeştî olmayan dimağlar daha küçülmeye ve fikirleri de ibtidaî kalmağa mahkumdur. Bu sebeble uzun seneler kadının statik hayatı, kadını erkek ferdden, uzviyetçe ve ibdâ’ gibi kabiliyetlerden farklı yapmıştır. Eğer bugün kadını statik hayattan kurtarır, erkek ferd gibi ictimâî ve siyasî haklara mâlik kılınırsa, erkek ferdden hiçbir farkı olmayacaktır. Aynı suretle düşünecek, aynı surette ilmî ve fennî ibdâ’larda bulunacaktır.

Dinamik hayat erkekler hayatını evin hâricinde, mücadele-i hayatla sergüzeştler geçirdiklerinden uzviyetleri çevik ve kavî olmuştur. Dimağları da bir çok hâdisat karşısında kaldığından münhalif ittilâ’larla tetimme edilmiş ve melekât-i ruhiyyesi kadından fazla netîceler vermiştir.

İşte bugün kadın ile erkek ferd arasında daima ileri sürülen fizyolojik ve psikolojik sebebler, bu statik ve dinamik hayattan gelmiştir. Eğer kadınlar şuurlarını bulup da erkek ferdlerinden kendilerine vermiş olduğu egoizm zincirlerini kırarlar ise, kadın ile erkek ferd arasında ne uzviyet ve ne de ruhî farklar kalacaktır. Çünkü menşe itibarıyla uzviyet birdir, hepsi bir (nev’)e mensub iki türlü (cins)tirler. Teşkilât aynı bina üzerine müessesdir. Hatta kadın ferd, bidâyet-i teeşekkülünde daima kuvvetlidir. Rahm-i mâderde müennes hüceyreler daha kuvvetli, erkek hüceyreler ise bilâkis daha zayıftır. Eğer kadındaki mübeyyizât kuvvetli ise (kız) meydana gelir. Şayet mübeyyizâtlar zayıd ise o zaman (erkek) çocuk doğar. ... Görülüyor ki menşe’de kadın uzviyetçe daha kuvvetli olarak tezâhür ediyor.

Erkek ise hafif hüceyreden zuhura geliyor. Dikkat edilirse, kız çocuk- erkek çocuk arasında küçük ilen azim farklar vardır. Kız çocuk, erkek çocuğundan daha evvel büyür, ilerleşir ve daha zekidir. Erkek çocukları idare eder. Fakat kızın çocukluk zamanı geçipte biraz büyüdüğü zaman, hürriyetin kesilme zamanı gelir. Bu zaman kızın inhitât zamanı gelir. Erkek çocuk bir müddet sonra kızların uzviyetini ve zekasını arkada bırakır, kız statik hayata, erkekte dinamik hayata girer. Eğer kadının ve erkeğin bu müsâvâtsızlığı biyolojik sebeblerle ileri sürülüyorsa, bunu iddia etmek gayr-i ilmî bir iddia olur. Kadın ile erkek arasındaki, ferd arasındaki müsâvâtsızlığa sebeb ibtidaî dinlerden gelen âdet ile erkeklerin ihtiraslarıdır. Bugün bu ayrılık jep bunlardan neş’et etmiştir.”

Enver Behnan

Kaynak: Yeni Harflerle Kadın Yolu/ Türk Kadın Yolu (1925- 1927), Haz. Prof. Dr. Nevin Yurdsever Ateş, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, s: 174- 175, İstanbul, 2009.

http://www.osmanlicaturkce.com/

 
ALIYORUZ-VERİYORUZ PATRİYARKAYA CAN VERİYORUZ! PDF Yazdır e-Posta

“Kadınlar, tüketiciler olarak, Çin ile Hindistan’ın pazar toplamının iki katı kadar büyüklükte bir fırsat sunuyor şirketlere. Dünya çapında kadınların toplam yıllık kazançları 13 trilyon dolar iken, tüketim harcamaları 20 trilyon dolar…” diyor M.J. Silverstein ve K.Sayre ve ekliyorlar; “Hal böyleyken şirketler kadınlara yeterince iyi davranmıyor, onların istek ve ihtiyaçlarını anlamıyorlar, sanki satın alma kararını verenler onlar değilmiş gibi davranıyorlar”. Yazı devamında hangi şirketlerin ne gibi stratejilerle kadın müşterileri tavladıklarını, ne kadar başarılı olduklarını ele alıyor. İş, aile, giderek yükselen beklentiler, zaman, mekân, bedenleri ve olanakları arasında sıkışan kadın tüketicilerin ne gibi ihtiyaçları olduğuna değinen yazı, şirketlerin kadın müşterilerine daha iyi hitap edebilmek için ne gibi yöntemler izlemeleri gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyor. 

 
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 6

Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!