|
Adli Tıp Kurumu'nu ve uygulamalarını hepimiz biliyoruz. Adli Tıp Kurumu’nun Hüseyin Üzmez'in tecavüzüne maruz kalan 14 yaşındaki çocuk için “ruh ve beden sağlığı bozulmamıştır” raporu vermekte hiçbir sakınca görmediğini unutmuş değiliz. Yargıtay'ın, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığı gerekçesi ile bozduğu tüm dosyalarda, çocukların-kadınların ruh sağlığının bozulduğunu gösterir Üniversite Hastanelerince" verilmiş raporlar var. Bizler biliyoruz ki, Adli Tıp Kurumu üniversitelerin "bilimsel, akademik veya idari üstleri" değildir. Üniversite Hastaneleri, YÖK Kanunu ve Adli Tıp Kurumu Kanunu uyarınca resmi bilirkişi statüsündedir. Buna rağmen Yargıtay'ın, Üniversite Hastanelerinden alınan raporları yok saymasını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınsın diye ısrar etmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ise en erken 2011 yılına randevu verdiği düşünüldüğünde, dosyalarda bu sebeple verilen bozma kararları sonucunda, çocuklar- kadınlar tekrar tekrar travma yaşıyor. Erkek adalet, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan biçimsel uygulamaları ile kadınlara - çocuklara tekrar tekrar tecavüz ediyor. Tecavüzcü erkeklere sahip çıkıyor, tecavüzcüleri cesaretlendiriyor. Öte yandan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin Şahin ÖĞÜT’e verilen cezayı fazla bulması da oldukça manidar. Bu kararıyla Yargıtay yerel mahkemelere tecavüz edenlerle ilgili çok yüksek hapis cezaları vermeyin hatta onları beraat ettirin mi demek istiyor? Buradan Yargıtay'a sesleniyoruz: Tecavüz davalarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması zorlamasına son verilmelidir. Tecavüz davalarında Üniversite Hastanelerinden alınmış raporlar yeterli ve geçerli kabul edilmelidir. Buradan Hükümete sesleniyoruz: Adli Tıp Kurumu derhal kapatılmalıdır. Adli Tıp Kurumu'nun kamuoyu nezdinde hiçbir güvenilirliği ve itibarı kalmamıştır. Bağımsız Üniversite Hastaneleri bilirkişi olarak kabul görmelidir. Bu düzenleme derhal hayata geçirilmelidir. Üniversite Hastaneleri bünyesinde Derhal Tecavüz Kriz Merkezleri açılmalıdır. Buradan Mahkemelere Sesleniyoruz: Yargıtay'ın Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekçesi ile bozduğu kararlarınızda direnin. Çocukları- Kadınları Adli Tıp Kurumu'na göndermeyin. Bizler, evde, sokakta, işyerinde hiçbir kadın tecavüze uğramayana dek tecavüzcülerin ve suç ortaklarının peşini bırakmayacağız. Türkiye'nin dört bir yanında kadınlar arası dayanışmayı daha da güçlendirecek ve tecavüz davalarının takipçisi olacağız. Acilen tüm tecavüzcülerin yargı önüne çıkarılmasını, Üniversite Hastanelerince verilen raporların geçerli sayılımasını, Adli Tıp Kurumunun Kapatılmasını ve tecavüz kriz merkezlerinin açılmasını istiyoruz. Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz!!! YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!!!
Ankara Kadın Platformu - İstanbul Feminist Kollektifi |