FEMİNİST İSYAN PDF Yazdır e-Posta
  Günde en az 3 kadının  erkelerce öldürüldüğü Türkiye’de uzun süredir bir şeyler yapmalı diye çırpınıp duruyorduk. Yapageldiklerimiz kadın cinayetlerini önleme ve, sorumluların dikkatini çekme konusunda bir nebze başarılı olsa da kadınlar öldürülmeye devam ediyor.    Polisler ”kocam beni dövüyor” diye karakola başvuran kadınları korumak yerine ,şiddet gördüğü yere geri gönderiyor, savcılıklar  ise,  “beni şu erkekten koruyun” diye dilekçe veren kadınların ölümünü seyrediyor.( en son Saadet öğretmen -Kars)  Biz feministler gidişatın vahametini görüp, bunun “kadına yönelik erkek şiddeti” olduğunu  daha yüksek sesle  anlatmaya devam ederken, “kadın cinayetleri politiktir” politik tespitiyle, öldürülen kadınların mahkemelerinde  “tarafız” dedik.  “Öldürülmek için kadın olmak yetiyor “ gerçeğiyle   müdahil olmak istedik. Her ne kadar  müdahillik taleplerimiz reddedilse de, duruşmalarında bulunduğumuz Sevim Zarif, Pippa  Bacca,  Ayşe Yılbaş, Satı Korkmaz davalarında hakimler, katillerin  cezalarında “haksız tahrik” indirimi uygulamadılar.      Tek tük değil, sistematik olarak  süren kadına yönelik erkek şiddetini her durumda teşhir ettik. 14 şubat sevgililer gününde “erkeklerin sevgisi günde 3 kadın öldürüyor” pankartıyla yürüyerek erkeklerin sevgisinin  kadını öldürmeye nasıl dönüştüğünü, herkese duyurmak istedik.. Bu topraklarda uzun yıllardır süren mücadelemizi daha etkin kılmak,  kadın cinayetlerine dur demek için İstanbullu feministler bir araya gelip “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Son Günü”ne kadar sürecek bir kampanya başlattık..  Ve kadın cinayetlerine karşı isyanımızı herkese bir kez daha duyurma kararı aldık. Kadın cinayetlerine  kim veya kimlerin dikkati çekilecek, kadın cinayetlerini cinsiyetçi dille haber yapan  medyaya,  polise,  haksız tahrik indirimi uygulayan yargıya  sözümüz nasıl ulaşacak, isyanımızı anlatan pankartı nereye asacağız, kim görecek, kim duyacak diye çok düşündük.. Bir anlamda öldürülen kadınlardık ve kadın olduğumuz için hala öldürülme olasılığımız bir diğerimizden daha az veya daha çok değildi.    Aramızda para toplandı, pazarlara gidildi kumaşlar alındı, terzilere diktirildi, boyalar fırçalar alındı. Devasa mor kumaş SFK salonuna serilip  imece usulü harf harf yazıldı. Kurumaya bırakılıp ikinci gün devam edildi..     Bir grup pankart açılacak yerin uygunluğunu ön tespitinin sorumluluğunu aldı. Bir kaç kişi bayrakları, dövizleri  düdükleri hazırladı. Tam bir dayanışma ve sorumluluk paylaşımıyla işler yürütüldü.Herkes işinden zaman ayırıp toplantılara geldi.Bazılarımız basına faks çekti..Bazılarımız mail atarak  her kadının duyması için çabaladı..Bazılarımız” su uyur Candan uyumaz” diyerek uzaktan destekledi.Bazılarımız duygusal enerjisini gönderdi.      Hazırlıklar toplantılar bir şenlik havasında geçti. Ama acı bir şenlik…Erkeklerin bahaneler uydurup öldürdüğü binlerce kadın aramızda yoktu. Ve artık “öldürülmeyelim”  diye, yakınımızdaki erkeklerin ölüme gönderdiği süreçler de yeterli önlem alınsın ,devlet kurumları görevini yapsın, belediyeler sığınaklar açsın diye bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. O çalışma çabalama haline ben acılı şenlik diyorum. Hem güçlü olmak hem de olayları bellekte tutmak tam da böyle bir şeydi.  Bir arada mücadele verdiğimiz için güçlüyüz. Ama öldürülen kadınların acısı içimizde, öfkesi hafızamızda. Böyle bir mücadele bizimkisi…      Sonuçta 4 nisan tarihinde Taksim metro çıkışında ”kadın cinayetlerine karşı” basın açıklaması için toplandık, “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun” pankartını açtık. Basın açıklaması bittiği anda Taksim Hill Otel terasından, üzerinde “Kadın Cinayetlerine Karşı İsyandayız!” isyanını taşıyan dev bir pankart sallandırdı. Aşağıda bekleyen kalabalığı da heyecana boğan bu MOR kumaşa yazılı  sözler  feministlerin Türkiye’ye, hatta Dünya’ya seslenişiydi.     Yaşasın Feminist Mücadelemiz
 

Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!