DİZİLERDEKİ CİNSİYETCİLİĞİ İZLEME KOMİSYONU KURULSUN! PDF Yazdır e-Posta

 

 

Kadın ve aileden sorumlu bakan Aliye Kavaf bir süredir TV dizilerinden rahatsızlığını dile getiriyor. Hani bakanlığının adında “kadın” olunca Aliye Kavaf’ın  dizilerde erkek egemenliğinin yeniden üretilmesinden rahatsız olduğunu hayal ediyoruz. Kuşkusuz bir hayal olarak kalıyor. Bakanlığın, adındaki birbiriyle çelişkili iki olgudan “aileyi” tercih etmesi biz feministler için hiç şaşırtıcı değil; muhafazakar aile sistemini ve değerlerini korumak. Aliye Kavaf’ın derdi çok.

Diyor ki; dizilerdeki sevişme sahneleri gençlerin erken yaşta sevişmesine neden oluyor, çekirdek aile hayalleri yerine sevgili olma özendiriliyor. Bakan rahatsızlığını işlevi kendinden menkul RTÜK’e başvuruyor; ebeveyn izleme komisyonu kurulmasını öneriyor

 

“Flört fahişeliktir “!incisinin sahibi Cemil Çiçek’le, kadınların iş aramasının işsizliği artırdığını söyleyen Mehmet Şimşek’le ama en önemlisi kadınlara her fırsatta üç çocuk doğurmayı salık veren Başbakan’la aynı kabinede yer alan bir kadın siyasetçinin, cinsiyetçiliğe karşı kadınları değil, kadınlara karşı aileyi savunmasından daha doğal ne olabilir ki? Aileyi korumakla görevli bir Bakan’ı sevişme sahneleri rahatsız eder, peki kadınları korumakla görevli bir bakanı ne rahatsız eder?

 

Hani güya töreye karşı kadınları koruduğu varsayılan dizide, kendisine tecavüz eden adama sırf  kocası olduğu için aşık olan Sıla mı? Evlenme aşamasındayken terk edildiği için, yirmi yıl boyunca eline erkek eli değmeyen  "Canım Ailem"in Meliha'sı  mı? Hani illa aşkları yeniden depreşecektiyse Meliha bu arada niye bir iki aşk yaşamış olmasın ki?

 

Aşk-ı Memnu’nun sevişme sahneleri kadar , 18 yaşında liseyi henüz bitirmiş bir genç kadının evlilik hazırlığına başlaması, dizideki bütün kadınların çalışmadan evde oturması ve bunun bir yaşam tarzı olarak olumlanması niye rahatsızlık vermez Bakan’a. Üstelik de içinde görev aldığı hükümet sürekli kadın istihdamını artırmaktan bahsederken…

 

Dizilerde evlenmeden sevişen kadınların neredeyse hepsinin hamile kalması tesadüf müdür? Doğum kontrolü diye bir şey yok mudur bu memlekette.  Melekler Korusun’daki eczacı kadının neden korunmayı beceremeyip de hamile kaldığı sorusu rahatsız etmez mi Bakan’ı. Hamile kalınca çocuğu doğurmak olmazsa olmaz zaten. Kadınların sorunları ne olursa olsun kürtaj seçeneği dizilerde tamamen yok sayılıyor.

 

Hemen hemen bütün dizilerde  kavuşamayan kadınla erkek kavuşur, mutluluğun son durağı “evlilik” olur.   Ama nedense evliliklerinin ileriki yıllarını hiç görmeyiz. Aliye Kavaf’ın korumak istediği ailenin kadınlara neler yaptığını da. Bir ömür boyu evin temizliğinden, yemekten, çocuklardan sorumlu olmak, yıllar geçip de aşk bittikten sonra bile evdeki erkeğin cinsel isteklerini tatmin etmekle yükümlü olmak, ne giyeceğimizin, kiminle konuşacağımızın kararını bile erkeklere bırakmak, üstüne tüm bunlar yetmediğinde öldürülmek…

 

Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!