FEMİNİSTLER TEKEL DİRENİŞİNİN YANINDA PDF Yazdır e-Posta
Bursa’da yanan kadınlar için feministler olarak bir araya geldiğimizde neoliberalizm – kadın emeği ilişkisini tezahürü bu olayı protesto etmeye çalışmıştık. Sonra Novamed geldi. Ardından Desa, Meha ve diğerleri. Hepsinde direnen işçilerin/işçi kadınların seslerini yükseltme çabasına katkı koymaya çalıştık. Onların direnişi bizlerin mücadelesiyle bazen birleşip (Novamed) bazen de paralel giderken (Desa, Meha),  feminist hareketle sınıf mücadelesinin dayanışmasının ve/veya ittifakının çerçevesini her gün biraz daha belirginleştirdik. Tekel işçileri direnişleriyle sadece toplumsal muhalefetin değil tüm Türkiye’nin gündemini belirledi. Özelleştirme son yirmi beş yıldır toplumsal muhalefetin tüm metinlerinde kendine yer bulmuştu. Ama Tekel işçileri dolaysız bir biçimde tüm yazılı ve görsel basında özelleştirmenin ne olduğunu gösterdi: Özelleştirme işsizliktir, özelleştirme iş güvencesinin yitirilmesidir, özelleştirme sendikal örgütlenmenin dağıtılmasıdır, özelleştirme yoksulluktur…Kadın hareketi yıllar boyunca özelleştirmenin ev dışında ücretli çalışan kadınlar için daha fazla işsizlik ve yoksulluk olduğunu anlattı.  Ancak sınıf örgütlenmesinin yeterince güçlü olmadığı ya da erkek egemenliğinin sınıf içi dayanışmayı güçsüz kıldığı kimi özelleştirme operasyonlarında (SEK, Sümerbank, Kamu Bankaları vb.) Tekel işçilerinin yarattığı direniş ortaya çıkmadı. Kamu bankalarında yıllarca “memur” olarak çalışan kadınlar o zamanın “SSK”sı kapsamında çalışmayı kabul etmediklerinde başka illere sürülme tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlardı. Erkek egemenliği, yazılı hukuktan çıkarılmış olsa bile, hala ailenin ikametgahını erkeğin çalışma koşullarına göre belirlediği için, çok sayıda kamu bankası çalışanı kadın kazanılmış haklarından feragat ederek mesai arkadaşlarıyla rekabeti esas alan özel bankacılık koşullarına uyum sağlamak zorunda kaldı.  Tekel işçisi kadınlara sunulan 4C seçeneği ise erkeklerinkinden çok daha riskli. İş güvencelerini kaybederek her yıl yenilenecek sözleşmelerle işverenin insafına bırakılan kadın işçiler  zaman içinde tasfiye edileceklerinin farkında. Aslında özelleştirmenin kadınlar için ne anlama geldiğini Ankara’da direniş çadırlarını gezerken konuştuğumuz Adıyaman Tekel işçisi Fatma Altan tüm açıklığıyla anlattı: “Yıllarca hem işte erkek gibi çalıştık hem de evde kadınlık görevlerimizi yaptık. İşyerinde hep ağır işler kadınlara yaptırılırdı. Üretim esas olarak kadınların elindeydi. Ancak bizim fabrika haziranda kapanacak olmasına rağmen 130 tane kadın işçi ile sonradan gelen 20 erkek işçi şimdiden çıkarıldı” Fatma, anlatmaya devam ettikçe içimizdeki feminist öfkeyle birlikte umut da büyüdü aslında “AKP son dönemlerde işçileri bölme çalışmalarına başlamıştı. Kürt’le Türk’ü, Alevi ile Sunni’yi, başörtülü ile açığı birbirine karşı kışkırtıyorlardı. Ama biz örgütlü olmanın her zorluğu aşacağını fark edince aramızdaki sorunlar ortadan kalktı. Başbakan ‘yatarak para kazanıyorlar” dediğinde biz, 130 kadın, dört gün iş bıraktık. Şimdi son bir aydır rapor aldığımız günlerin ücretini ve maaşlarımızı da ödememeye başladılar. Dertleri bizi aç bırakıp yıldırmak. Ama biz sendikadaki örgütlülüğümüzün en önemli şey olduğunu biliyoruz. İşsiz kalırsak bizi açlık bekliyor. Zaten çoğumuzun kocası da işsiz. Burada çocuklardan uzak olmak en üzücüsü en kaygı vericisi. Ama yine de burada olmaya değer. En güzeli burada olmak. Kocalarımız da bizi destekliyor ama zaten artık kocalarımıza da karşı çıkabileceğimizi biliyoruz. Önemli olan istemek, kararlı olmak”.Evdeki emeğimize el koyan kocalara da özelleştirmelerle kadınları kapı önüne koyan sermayeye de seslendik Tekel işçilerini ziyarete giderken “Emeğimiz Bedenimiz Kimliğimiz Bizimdir” diye. Emeğimize sahip çıkmanın 31 Ocak’taki gereği feministlerin sınıf mücadelesiyle dayanışmasıydı. Tekel işçisi kadınlar  bu direnişte emeğimize sahip çıkmanın yolunu gösteriyorlar bize… Her yer TEKEL her yer DİRENİŞ! 
 

Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!