Sosyalist Feminist Kolektif
|
Müge Yetener Kürtaj hakkımıza saldırılıyor. Nüfus Yasası'nda yapılan değişiklikle kadınların kürtaj hakkı erkek iznine bağlanıyor.Son zamanlarda basına yansıyan haberlerden, hem evli, hem de bekâr kadınlar için devlet hastanelerinde kürtajın neredeyse imkânsız hale geldiğini öğreniyoruz.5237 sayılı TCK da, (“çocuk düşürtme” madde 99) kürtajda eş rızasına dair bir kısıtlama görülmüyor. Ancak, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’a baktığımızda, “Gebeliğin Sona Erdirilmesinde İzin” başlığında; “rızaları aranılacak kişiler evli iseler, sterilizasyon veya rahim tahliyesi için eşin de rızası gerekir’’ maddesini okuyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Ayşe Toksöz “Söz konusu olan (lezbiyen) kadınların yokluğu değil, görünmezlikleri!” Lezbiyenler çok çeşitli grup ve hareketlerin içinde yer aldıkları veya onlarla ittifak kurdukları halde buralarda yine de eşit görünürlüğe sahip olmadıkları, bu hareketler içinde lezbiyenlerin haklarına yeterince önem verilmediği fikriyle yola çıkan ILGA (Uluslararası Gay ve Lezbiyen Birliği), “Lezbiyenler her yerde!” sloganının doğruluğunu bize anımsatan bir broşür yayınladı. |
|
Devamını oku...
|
|
Feminist yol arkadaşımız Pınar Selek “Mısır Çarşısı” davası dolayısıyla yeniden mahkum edilmek isteniyor. Pınar’a dokunmayın diyor ve Pınar’ın yanında olduğumuzu tekrar ediyoruz..
Sosyalist Feminist Kolektif |
|
Müge Yetener Başbakanlığa bağlı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün Diyarbakır’da yaptığı toplantı kararlarının medyaya yansımış bölümünü gözlerimiz dehşetten büyüyerek okuyoruz. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun da katıldığı 29 Şubat-2 Mart 2008 tarihli ‘Aile Hizmetlerinde Sivil Toplum Kuruluşları ile İstişare Toplantısı’nı rapora dönüştürerek yayımlamış olduğu, her biri cinsiyetçiliğin, dinci gericiliğin, milliyetçiliğin birer ibret vesikasına dönüşmüş bu kararlar, en açık ifadelerini kadın düşmanlığında somutluyorlar. |
|
Devamını oku...
|
|
Sinter Direnişçisi Lale Balta Patron bizim sosyal haklarımızı vermemeye başladı...Bizi sadece bir maaşla çalıştıracaktı. Türkiye şartlarında 536 milyon maaşla bir insanın ev geçindirmesi çok zor. Yani bizi açlığa bırakacaktı resmen. Biz de, dur demek istedik. Arkamızda sendika olursa haklarımızı alırız, daha güçlü oluruz diye düşündük. Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye olduk. ..Bizden önce sendikaya öncülük eden 38 arkadaşımız işten atılmıştı. Aslında onlar da sendika nedeniyle işten atılmalarına rağmen, resmi gerekçe 29.madde idi. Bu madde performansı ve yüz kızartıcı suçları kapsıyor. Cuma günü sendikaya üye olduk. Pazartesi sabah fabrikaya geldiğimizde bahçe kapısı kapalıydı, bizi içeriye almadılar. Daha sonra işten atılanlar olarak megafonla tek tek isimlerimiz okundu. Bizler isimlerimiz okunmamış gibi fabrikaya girdik ve fabrikayı iki gün işgal ettik. Gece yemekhanede kaldık. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan müfettiş geldi, rapor tuttu. Müfettişin raporu lehimize oldu. Biz içeriye girer girmez hemen iki tane polis otobüsü geldi, polislerin ellerinde tüfekler vardı. Komik bir durumdu. İşçiyiz biz ve bizim önümüze barikat kuruyorlar. G-3’lerle önümüzde bekliyorlar. Bizim tek istediğimiz işimize geri dönmek. Polisler bizi içerden çıkartmak için üzerimize gelecekti, bu yüzden böyle bir şeye hazırlıklı olmadığımız için direnişimizi fabrikadan çıkıp iş yerinin önünde devam ettirmeye başladık. 24 aralıktan beri de dışarıda direnişimizi devam ettiriyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Meha Tekstil direnişçisi Songül Yahşi
"Ücretlerimizi, vergi iade ücretlerimizi alamıyorduk. Ne zaman alabileceğimizi ve sonucun ne olacağı konusunda açıklama yapılmasını istiyorduk. Bir gün makineleri kapattık ve konuşmak istediğimizi söyledik. Bu eylemin sonucunda şimdiye kadar bizimle konuşmaya yanaşmayan patron gelip konuşmaya başladı. Ancak konuşmasına; “Siz eylem yapıyorsunuz. Bu kriz ortamında mesai ücreti soruyorsunuz. Vergi iadesi istiyorsunuz” diye başladı. Sonra yaptığımızın terbiyesizlik ve ahlaksızlık olduğunu söyledi. Son olarak, “kriz var ben şalterleri indiriyorum” dedi. Sahte haciz kararı ile makineleri götürdüler. Makineleri götürürken müdahale ettik. Bayağı bir coplandık. İki gözaltımız var. Bir gün boyunca gözaltında kaldılar. Bütün bu zorluklara rağmen, direnişimizi haklarımızı alıncaya kadar sürdüreceğiz." |
|
Devamını oku...
|
|
Adana Karahan Kitabevi 0322 363 05 84 Kitapsan Çakmak cad. şubesi 0322 363 58 53 Kitapsan Gazipaşa şubesi 0322 459 49 55 Kitapsan Turgut Özal şubesi 0322 231 10 42 Kitapsan Çukurova Üniv. Şubesi 0322 338 73 38 |
|
Devamını oku...
|
|
Pembe hayat LGBTT derneği üyesi “Travesti kadın” Melek, 11.04.2009 gecesi saat 00.03 sıralarında Ankara/Kavaklıdere Büklüm Sokak’taki evinde öldürüldü. Kaldığı daireden gelen çığlıklara önce kimse aldırmamış, ancak çığlıklar uzayınca yöneticinin 155 e haber vermesiyle olay yerine gelen polisler Melek’in defalarca bıçaklanmış cansız bedeniyle karşılaşmışlar. |
|
Devamını oku...
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 4 > 4 |
|
|
|
© Sosyalist Feminist Kolektif. Destekleyen Joomla!. Valid XHTML and CSS.
Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!
|
|