Sosyalist Feminist Kolektif
|
Amargi Kadın Kooperatifi Onbir yıldır haksız yere Mısır Çarşısı patlamasından sorumlu tutularak suçlanan ve sonunda ayrı ayrı iki kez “beraat” ederek davası sonuçlanan yol arkadaşımız sosyolog, feminist ve yazar Pınar Selek'in beraati, haksız bir şekilde Yargıtay 9. Dairesi tarafından Mart 2009'da bozuldu. Yargıtay 9. Dairesi'nin bu kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı da, Yargıtay Genel Kurulu'nda geçen hafta oyçokluğu ile reddedildi. Ve bu kararlar karşısında biz, yıllar sonra, hala adalet bekliyoruz. Artık “Pınar Selek'e tanığız” demiyoruz. Zira, Pınar'ın eşitlik, özgürlük, barış ve adalet yolunda attığı adımları bugün sadece Türkiye değil, tüm dünya biliyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Kadın Cinayetleri Politiktir  Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bugün dünyanın her yerinde erkekler, ellerinde başta kırmızı güller ve daha birçok hediye ile sevgilileri olan kadınlara, onları ne kadar çok sevdiklerini anlatacaklar. Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bugün erkekler kadınlara abartıyla yüklü kur yapacaklar, onlara “hayatım, iyi ki varsın, sensiz yaşayamam” diyecekler. “Seni o kadar seviyorum ki, bu sevgi için her şeyi yaparım” diyecekler. Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Gazetelerin üçüncü sayfalarına bakın, göreceksiniz.
|
|
Devamını oku...
|
|
Deniz Ünver Bundan dort yil once universite sinavina hazirlaniyordu Ebru. Dershaneye gidiyordu. Birgun dershane cikisi tecavuze ugradi. Tecavuzcusuyle evlendirildi. Bir cay ocaginda calisiyordu. Dort yil icinde iki de cocugu oldu tecavuzcusunden. Siddet gordugunu soyledi Ebru. Evi terk etti cocuklariyla. Bosanmak icin dava acti. Ve kursunlandi sokak ortasinda. Ebru olduruldugunde 24 yasindaydi. Kim mi oldurdu Ebru’yu? Tecavuzcusu olan esi oldurdu. Ev kadını, işçi, doktor adayı ya da öğrenci olmaları hiçbirşeyi değiştirmedi. Hepsi yakın çevrelerinde 'itaat etmeleri' gereken erkekler tarafından erkeklerin 'engel olamadıkları öfkeleri' nedeniyle öldürüldü, öldürülüyor... Elbette ölüm bu ilişkinin son aşaması. Çünkü bu öfke bazen (sözlü) taciz, dayak, tehdit etme, tartaklama, tecavüz olarak ortaya çıksa da, ölüm olası sonuçlardan biri. 2009 yilinda yapilan haberlere gore 1000’den fazla kadin erkekler tarafindan olduruldu Turkiye’de[1]. Cogu da yakinlariydi kadinlarin |
|
Devamını oku...
|
Candan Yıldız Iki kadın… İdeolojik olarak ayrı kutuptalar… Ancak iş kadın olmaktan kaynaklanan mağduriyete gelince aynı cephedeler Ama onlar bunu görmeyecek kadar; erkeklerin belirlediği siyasi alana kendilerini hapsedebiliyor… Sözünü ettiğim kadınlardan biri türbanlı; vakur duruşlu, şık, Gazze’deki çocuklar için bağımsız yardım örgütleyen, siyasetle ilişkisini bu tür inisiyatiflerle sınırlayan, Davos’ta eşi için gözyaşı döken, “herşeyden önce ben bir anneyim” mesajını sık sık veren, kocasının kadınlara^"3 çocuk doğurun" tavsiyelerini çoşkuyla karşılayan bir kadın... Emine Erdoğan’da söz ediyorum.. Diğeri ise yine vakur, cumhuriyetin "laik/ çağdaş" modern diskurlarının simgesi, kamuoyunun karşısına hep “tavizsizim” ciddiyetiyle çıkan Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu.. |
|
Devamını oku...
|
|
Hülya Osmanağaoğlu Özelleştirilen her işyeri kadınların daha çok işsiz kalması, eve kapatılması, güçsüz bırakılması demek… TEKEL direniş sürecine gelinceye kadar kadın olarak yaşadıkları deneyimleri, mücadeleleri, nasıl güçlendiklerini bizlerle paylaşan kadınlar; neoliberalizm-kadın emeği arasındaki ilişkinin bir dışavurumu gibiydi. Tekel işçisi kadınlara sunulan 4C seçeneği ise erkeklerinkinden çok daha riskli. İş güvencelerini kaybederek her yıl yenilenecek sözleşmelerle işverenin insafına bırakılan kadın işçiler zaman içinde tasfiye edileceklerinin farkında |
|
Devamını oku...
|
|
Teori ve hareketi buluşturan dergi, Feminist Politika'nın yeni kış sayısında "kadın cinayetleri politiktir" başlığı altında, öldürülen kadınları, takip edilen davaları, politik olarak müdahil olunan davalardan çıkan sonuçları, tanıklıkları, sığınakta yaşam deneyimlerini bulacaksınız. Haftalardır süren TEKEL işçilerinin direnişini, dayanışmaya vurguyu yine feministlerin gözünden okuyacaksınız. Feminist gündemi yakalayabileceğiniz dergimizi kitapçılarda bulabileceğiniz gibi, abonelik kampanyamızın sürdüğünü de hatırlatmak isteriz.. 6. sayıda buluşmak üzere...
|
|
Devamını oku...
|
Birgün Gazetesi’nde yayımlanan Özgün Akduran’la yapılan söyleşi özelleştirmelerin kadınları nasıl etkilediğine dair önemli tespitler içeriyor. TEKEL işçilerinin direnişinin sürdüğü şu günlerde Akduran’ın yüksek lisans tezi, özelleştirme sürecinde kadın işçilerin erkek işçilerden farklı ve katmerli nasıl mücadele ettiklerini de gözler önüne seriyor |
|
Devamını oku...
|
|
Özlem Şimşek- Evrim Ünaldı DTP’nin kapatılması, kadına yönelik şiddete karşı sığınak ve da(ya)nışma merkezlerinin birbirleriyle deneyim/bilgi aktarımında bulundukları son kurultayda da etkisini gösterdi.Yaşanan tartışmalar kurultay katılımcıları arasında “şiddet, ırkçılık ve ayrımcılık” konularının ayrı olarak ele alınmasının aciliyetini gündeme getirdi. |
|
Devamını oku...
|
|
Van’ın Saray ilçesine bağlı Kapıköy’de eşi tarafından işkence gören S.P, sosyal devlet! tarafından işkenceci kocasına teslim edildi. Güya da 29 yaşındaki S.P , aileyi koruma yasası gereğince koruma altına alınıyor. 4320’ye göre kocası 6 ay evden uzaklaştırılıyor. SHÇEK ise kadına ya baba evi ya koca evini adres gösteriyor. Yani S.P’ye önerilen seçenek tam bir cendere. SHÇEK’e bağlı kadın konuk evlerinin şiddet gören kadınlar açısından neden güvenilir kurum ve mekanlar olmadığının bir kanıtı aslında Van’da yaşananlar. Sığınma evlerinin nasıl bir perspektifle kurulması ve işletilmesi gerektiğine dair de önemli bilgiler sunuyor. |
|
Devamını oku...
|
|
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde kadınlar yine sokaklardaydı. Şiddetin öznesi erkeği, onu koruyan devlet ve yasalarını deşifre ederek, kadın dayanışmasının gücünü bir kez daha gösterdiler. Sosyalist Feminist Kolektif İstanbul, Ankara, Adana İzmir ve Eskişehir’de kadın platformlarının bileşeni olarak mesajlarını sloganlarıyla dövizleriyle verdi. 25 Kasım eylemlerinin en gergin durağı ise Ankara oldu.
|
|
Devamını oku...
|
|
Tuğba Özay Baki Zengin ve yoksulun adaleti değil tabii ki anlatılan... Sınıfsal davranış farkının, kadın/kadın bedeni söz konusu olduğunda içerikte aynılaşması... Çok duyulan, edebiyata, sinemaya taşınan "gerdek gecesi" kabusunun kadınlar için neden/nasıl travmaya dönüştüğünün küçük bir hikayesi anlatılan... Anlatan Lebibe.... |
|
Devamını oku...
|
|
Katledilen bir kadın... Katleden yine bir erkek. Yine daha az ceza almak için haksız tahrik iddiaları, ve “kadın cinayetleri politiktir” in tarafında duranlar karşısında bir kez daha sınavda olan yargı... SES Bakırköy Şube’nin, Dilek hemşireyi öldüren kocasının yargılandığı davada müdahillik talebi kabul edildi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Filiz Ak Parlak Çocuğunun elini sıkı tutmamaktan suçlu bulunmak! Annesiyle sokakta yürüyen beş yaşındaki Dilara Dumrul, kapağı açık unutulan rögar çukuruna düşerek yaşamını yitirmişti iki buçuk yıl önce. Söz konusu olayın davasında hazırlanan ikinci bilirkişi raporunda annenin suçlu bulunduğunu duyduğum andan beri tepki duyuyor ve üç yaşında bir kızı olan bir anne olarak kendi deneyimlerimin bende yarattığı duyguları paylaşmak istiyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Panel’in başlığı, feminizmin, ta başından beri ona içkin olan, yapısal bir gerilimine işaret ediyor: “Biz kadınlar” diye ortaya çıkıp, kadınlar olarak politika yapmak ile “kadınlar” kümesinin türdeş/yekpare bir kategori olmaması arasındaki gerilime. “Biz kadınlar” diye konuşmak ve politika yapmak olanaklı ve anlamlı: Çünkü bütün kadınlar sadece kadın oldukları için eziliyor, baskı görüyor, dışlanıyor, sömürülüyor. Ama “kadınlar” kendi içinde çeşitli farklılıklar barındıran bir toplumsal grup: Bütün kadınlar aynı biçimde ezilmiyor, bu ezilmişliği aynı biçimler altında yaşamıyor. Böyle olunca da, onlar için öncelik taşıyan şeyler farklı olabiliyor. Peki nedir bizim “farklılıklarımız”? Tam olarak neyi kast ediyoruz “farklılıklarımız” derken? Çocuklu kadınlar var, çocuksuz kadınlar var. Evli kadınlar var bekâr kadınlar var. Lezbiyen/biseksüel kadınlar var, heteroseksüel kadınlar var. Kürt kadınlar var, Türk kadınlar var. Ermeni, Yahudi, Rum kadınlar var, Müslüman kadınlar var. Ev dışında ücretli çalışan kadınlar var, sadece ev içinde karşılıksız çalışan ev kadınları var Evde ücretli ev işçisi çalıştıran kadınlar var, evlerde ücretli ev işçiliği yapan kadınlar var. Meslek sahibi ya da yönetici kadınlar var, işçi kadınlar var, kendi işi olan (iş sahibi) kadınlar var. Bu liste daha çok uzatılabilir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 2 > 4 |
|
|