Haberler-Duyurular


IMAGE
Adana'da Kobane içim köprü eylemi
Salı, 14 Ekim 2014
Adana Kadın Platformu bünyesindeki bağımsız ve örgütlü pek çok kadın, Kobane'de yaşananlara işaret etmek üzere tarihi Taş Köprü'nün üzerinde eylem yaptılar. Tüm kadınları dayanışmaya, devleti ise insani yardım için sınırda koridor açmaya ve sahra hastanesi kurmaya çağırdılar. Memleket genelinde yaşanan şiddet dalgasının son bulması için AKP'nin tutum değiştirmesi de talepler arasındaydı. “...Orta Doğu barışı için çalışmak, kendi yaşam... Devamı...
IMAGE
Atatürk Havaalanı'nda Kobane Eylemi
Salı, 14 Ekim 2014
Savaşa Karşı Kadın İnsiyatifi Kobane'deki duruma dikkat çekmek ve dayanışma mesajlarını duyurabilmek için 9 Ekim'de Atatürk Havalimanı'nda bir eylem gerçekleştirdi. Sert müdahalede ciddi yaralanmalar da gerçekleşti. Olanlara dair Savaşa Karşı Kadın İnsiyatifi açıklama yaptı: "Bir çok kadın örgütünden kadınların bir araya geldiği ‘Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi’ olarak bu akşam saat:19:00’da Atatürk Havalimanı dış hatlar bölümünde IŞİD’in... Devamı...
IMAGE
Kobanê Halkı Yalnız Değildir! Savaş Böyle Bitirilmez! Basın Açıklamasına Çağrı
Pazartesi, 06 Ekim 2014
  Barış İçin Kadın Girişimi'nin (BiKG) çağrısıyla Suruç'a sınıra giden kadınlar dönüş yolunda. 7 Ekim salı günü saat 13.00'te gözlemlerini ve yaşadıklarını anlatacakları bir basın açıklaması yapacaklar. Devamı...
IMAGE
Savaş Böyle Bitirilmez! Kobanê’de IŞİD’e destek vererek Türkiye’de ve Kürdistan’da Barış Olmaz!
Pazar, 05 Ekim 2014
 Her gün Türkiye’de çözüm sürecinin devam ettiğini hükümet yetkililerinden dinliyoruz. Her gün Suriye ve Irak’ta ve Türkiye’nin güney sınırlarında süren savaşı, IŞİD’in binlerce insanı katlettiğini, yerinden ettiğini izliyoruz. TBMM’de tezkere onaylandı. ABD’nin başını çektiği koalisyonun IŞİD’e karşı saldırı başlattığını, bombaların atıldığını medyadan takip ediyoruz. Ne var ki, Türkiye’nin bir bölümünde ve karşı sınırı... Devamı...
IMAGE
Kadınlara Çağrı!
Cuma, 03 Ekim 2014
IŞİD’in Kobanê’ye yönelik başlattığı saldırı yirminci gününde.  Savaş tezkeresinin dün Meclis’ten geçmesiyle, Türkiye de artık bu savaşın doğrudan içinde.  IŞİD’in  bölge halklarının tümüne, özellikle Alevilere, Hristiyanlara, Kürtlere ve Ezidiler’e yönelik oluşturduğu tehdit, bugün itibariyle çok daha ciddi.   Kadınların da yaşamları, bedenleri ve özgürlükleriyse, yalnızca kadın olmalarından dolayı iki misli tehdit altında.Bu... Devamı...
IMAGE
“AĞIRLIĞI OLMAYAN ŞEFKAT”
Salı, 23 Eylül 2014
  “Ağırlığı olmayan bir şefkat”, harika bir tanım. Şu ara tam ihtiyaç duyduğum şey.” Neşe”nin 24 Ağustos 2014 Pazar günü Alice Munro’nun “Yüzer Köprü” isimli öyküsünü okuduktan sonra bana yazdığı telefon mesajıydı. Monika Maron ve Alice Munro’dan Temmuz ayında onu evinde ziyaret ettiğimde uzun uzun söz etmiştik. Zira iki yazar da vurucu ifade darbeleriyle beni çok etkilemişlerdi. Uzun edebiyat sohbetleri Neşe’yle en keyif aldığımız,... Devamı...
IMAGE
Göçmen kadınların yanındayız!
Pazartesi, 22 Eylül 2014
Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu, Ugandalı göçmen kadın işçi Jesca’nın öldürülmesini protesto etmek için Kurtuluş'ta yürüyüş yaptı. Devamı...
IMAGE
Seda Sayan'ı kınıyor ve hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz!
Cuma, 05 Eylül 2014
Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar; birlikte olduğu 5 kadından ikisini öldüren katil koca Sefer Çalınak’ı programına çıkaran Seda Sayan’ı Sefaköy’deki program stüdyosu önünde protesto etti. Devamı...

Başörtüsü ve erkek egemenliği üzerine

Hülya Osmanağaoğlu

Benim de üyesi olduğum Sosyalist Feminist Kolektif’in web sitesinde yayımladığı “Kız çocuklarının bedeni sizin ideolojik savaş alanınız değildir” başlıklı açıklamaya (http://sosyalistfeministkolektif.org/bedenimiz/12-bedenimiz-bizimdir/912-k-z-cocuklar-n-n-bedeni-sizin-ideolojik-savas-alan-n-z-degildir.) ilişkin bir dizi tartışma ve eleştiri gündeme geldi. Bu eleştiriler üzerine özellikle SFK içinde tartışmaya devam ediyoruz. Yazdığımız yazının hedefi erkekler, erkek egemenliği ve bizzat AKP iktidarıydı. Ancak şu anda değişik zeminlerde yan yana geldiğimiz kadın arkadaşlarla bir tartışma söz konusu ve ben de Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi’nin açıklamasına (http://kadinasiddetekarsimuslumanlar.blogspot.com.tr/) da göndermeler yaparak düşüncelerimi ifade etmeye çalışacağım.

Murat Bardakçı ve Popo Meselesi

Dursaliye Şahan

Seneler ve seneler öncesi, Merdivenköy İlkokulu'ndayız. Öğretmenimiz Meliha Hanım. Din dersindeyiz. Hangi duaydı hatırlamıyorum ama kısa bir duayı 42 öğrenci sırayla okuyoruz.
Sınıfımızda bir gayrimüslim var. Aleko. Sıra Aleko’ya gelince okuma kesildi. Ne "okurum" diyor Aleko ne de "okumam". Başını önüne eğmiş, susuyor. Çocuk aklı işte, sıra arkadaşı durmadan dürtüyor. "Hadi Aleko!" demek istiyor. Aleko istifini bozmuyor. Öğretmen yerinden kalktı, tak tak (hep yüksek topuklu giyerdi) yanına geldi. Çok kızdığı zamanlardaki gibi kaşlarını çattı. Kitabı önüne doğru itti. Aleko kıpkırmızı. Öğretmen bir daha itti. Aleko kalktı sınıftan çıktı. O sessiz, sakin Aleko’nun o gün gösterdiği cesarete hâlâ şaşarım...

Neyse Aleko konusu uzun. Şimdi gelelim bugüne.

Açık İlişki

Yasemin Nur Ural

 İlişki biçimleri günümüzün en çok tartışılan konuları arasında, özellikle de sol çevrelerde. Bu ortamlardaki, kadın-erkek cinselliğinin dışavurumundaki eşitsizliklerin sebepleri çoğul. Bunun da sadece bazı Ortodoks Marksist erkeklerin söylemleri ile davranışları arasındaki rahatsız edici devasa gediğe indirgenebilirliği naif bir düşünce olur. Var olan yapıdan bazıları ziyadesiyle faydalanıyor, bunu alenen destekliyor ve değiştirmek için kılını kıpırdatmıyor olsa da sanki sorun bari bireylerin ötesinde hepimizin bilincini oluşturan ve bizim de desteklediğimiz çerçevede yatıyor gibi geliyor bana. Dünyanın pek çok yerinde hala meşru cinsel özneleştirme aygıtı olarak evlilik, bunun yasal imkânının sine qua non yani olmazsa olmaz koşulu ve burjuva ailenin temelini oluşturan tek eşlilik pratiği – erkek egemenliğinin kristalleşmiş biçimi olarak bu yasal hakkı cinsiyetlerden sadece birisine sunan bazı devletlerin politikalarının meşruluğunu tanımayarak es geçiyorum –hala çok yaygın bir şekilde geçerliliğini sürdürmekte.

Feminist Politika 24. Sayı Çıktı!

Merhaba
Geçtiğimiz Ağustos ayında 7.sini gerçekleştirdiğimiz Sosyalist Feminist Kolektif Kampı’nın ardından Feminist Politika’nın 24. sayısıyla karşınızdayız. İşin açıkçası IŞİD saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan kişi sayısının 350 bin, kaçırılan kadın ve çocuk sayısının 7 bin olduğu; çete üyelerinin ele geçirdikleri köylerde rastgele seçtikleri kadın ve çocukları alıkoyduğu, kadınların köleleştirip satıldığının rapor edildiği bugünlerde yayına hazırlanmak bir hayli zordu. Tüm bunlara rağmen Kobane’deki kadınların güçlü direnişleri örgütlülüğümüzün ve dayanışmamızın önüne ışık tuttular ve mücadeleleri ile bizleri de güçlendirdiler.

Kız çocuklarının bedeni sizin ideolojik savaş alanınız değildir!


Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle birlikte siyasi otoritesini pekiştiren AKP, “Yeni Türkiye” söylemi çerçevesinde özellikle eğitim sistemindeki düzenlemelerde açıkça görüldüğü gibi yeni muhafazakâr bir anlayıştan dini muhafazakâr bir anlayışa evriliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğrencilerin kılık ve kıyafetine dair yönetmelikte yaptığı değişiklik sadece imam-hatip ortaokulu ve liselerinde tüm derslerde, diğer okullarda ise seçmeli Kur’an-ı Kerim dersinde kız öğrencilerin başlarını örterek derse girmelerinin serbest bırakılmasıyla sınırlı kalmadı. Ortaokuldan yani 5. sınıftan itibaren öğrenciler başlarını kapatabiliyor. Eğitimdeki imam hatipleşmeyle birlikte sayıları artan seçmeli din dersleri ve başörtüsünün 9 yaşında kız çocuklarına kadar indirilmesi, AKP’nin kadınlara yönelik en son saldırısı. Başbakanın “dindar bir nesil yetiştirme” hedefine uygun olarak düz lise seçeneğinin kaldırılması ve okulların imam-hatiplere dönüştürülmesi, okullarda mescit açılmasının zorunlu olması vb. uygulamalarla, başta Aleviler olmak üzere Sünni inanca sahip olmayanlara ve inançsızlara Sünni İslamın dayatılmasıdır.
“Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum, yaradılıştan farklıyız ” diyerek kadın ve erkeğin toplumsal rollerini yaratılıştan gelen farklara dayandıran dinci - muhafazakâr AKP’liler bulundukları siyasi mevkilerde kadınların giyim kuşamı, hal ve hareketleriyle ilgili sürekli görüş belirtiyorlar. Kamusal alanda dini referanslarla kız çocuklarına başörtüsü serbestliği getirmek, erkek cinselliğini engellenemez ve saldırgan olarak varsaymak, kız çocukların bedenini ise tahrik nesnesi olarak belirlemektir. Hükümet, imam-hatiplerle kız ve erkek öğrencilerin okullarının ayrıştırılmasına yöneldiği gibi, kamusal alanda da kadın / erkek ayrıştırılmasının önünü açacak köklü bir değişime gitmektedir. Milli Eğitim’deki bu değişiklik itaatkâr kadın kimliğinin ideolojik olarak inşa edilmesi sürecinin önemli bir ayağıdır.

Savaş Böyle Bitirilmez! Kobanê’de IŞİD’e destek vererek Türkiye’de ve Kürdistan’da Barış Olmaz!


 Her gün Türkiye’de çözüm sürecinin devam ettiğini hükümet yetkililerinden dinliyoruz. Her gün Suriye ve Irak’ta ve Türkiye’nin güney sınırlarında süren savaşı, IŞİD’in binlerce insanı katlettiğini, yerinden ettiğini izliyoruz. TBMM’de tezkere onaylandı. ABD’nin başını çektiği koalisyonun IŞİD’e karşı saldırı başlattığını, bombaların atıldığını medyadan takip ediyoruz. Ne var ki, Türkiye’nin bir bölümünde ve karşı sınırı Kobanê’de olanlardan yeterince haberdar değiliz.

Kaygılıyız!
Ortadoğu’da kadınları kıskaca alan, yaşam alanlarını gitgide daraltan, yok sayan, katleden İslamcı hareketlerin/rejimlerin karşısında katılımcı demokrasiyi, kadınların özgürlük mücadelesini kendisine temel almış olan Kobanê’nin durumu karşısında kaygılıyız. Yaşananlar sınırın öte yakasında, bize uzak, bizden olmayanların kavgası değil.

sizin anneleriniz canavar olmadığı için mi?

firdevs hoşer

geçen yıl bebeğini evde bırakıp annesinin yanına tatile giden genç kadını bir ara çok konuştu ülkem insanı. sonra unuttu, unuttuk... her gün onlarca buna benze gündemimiz vardı çünkü.

bu genç kadın dünden beri tekrar gündemimizde. ceza almış, hem de müebbet.

toplumun vicdanı, karar verenin vicdanı rahatlamıştır sanırım. zira bir "canavar anne" daha “ceza”sını çekecek...

ben karar veren hakime sormak isterdim: sizin anneniz canavar olmadığı için mi bu kararı verdiniz? merak ediyorum çocuğunu annesinden gizlemek zorunda kalan genç kadın canavar da çocuğunun yüreğine bu korkuyu salan anne/baba sütten çıkmış ak kaşık mı? hiç onların da sorumlu olduğu aklınıza gelmedi mi? bu korkunun nasıl bir çaresizlik yaratacağı ya da...

Feminist Politika 23. sayı çıktı!

 Merhaba

 23. sayı “Kadın Cinayetlerine İsyandayız!” kampanyasının başlaması ile birçok şehirden feminist kadınların enerjisini de içine katarak hazırlandı. Kadınları aileye, evliliğe hapsetmeye çalışan ve şiddete iten politikalar, hayata dair kendi tercihlerini gerçekleştirmeye, boşanmaya çalışan kadınları korumuyor. Yargı desteğiyle, kadınların canlarına kast eden erkekler cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Devletin sessizliğini protesto etmek üzere kadın örgütleri İstanbul Aile İl Müdürlüğünde bir eylem gerçekleştirerek; hazırladıkları bildiriyi burada okudular ve pankartlarını binanın her yanına asarak kampanyanın açılışını yaptılar. Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası bir yandan kadınların hayatlarının artık sistematik bir halde erkekler tarafından ellerinden alındığına dikkat çekerken, diğer yandan dayanışmaya çağırıyor ve kadınları güçlendirmeyi hedefliyor. Kadın Cinayetleri aynı zamanda bu sayıda mini dosya konusu olarak kampanyadan dava süreçlerine, öz savunma yollarından trans ve lezbiyen LGBT cinayetlerine farklı konu başlıkları altında ele alınıyor. Bu dosyada kampanya hakkında bir yazıyı da bulabilirsiniz.