|
Yeni Yatırımları Teşvik ve İstihdam Paketi Kadınlara ne vaat ediyor? |
|
|
|
|
Ece Kocabıçak & Özgün Akduran Baktık gördük ki, 4 Haziran’da başbakanın yaptığı konuşma ile kamuoyuna açıklanan yeni yatırımları teşvik ve istihdam paketi, krize ilişkin bir önlem paketi olarak öne sürülse de, aslında Türkiye’de devlet tarafından sermaye birikiminin sürdürülebilirliğinin koşullarının yeniden yaratılması sürecini hızlandırmaktan başka birşey değil. Bu anlamda krizi fırsata dönüştürenler, kriz nedeniyle en kötü koşullara mahkum olanlara sözde önlem paketleri ile kurtuluş vaadediyor. Bakalım krizden çıkış, biz kadınlar için nasıl bir “fırsatlar” zinciri getiriyor: |
|
Devamını oku...
|
|
DEVLET KADIN KATİLLERİNİ KORUYOR |
|
|
|
|

Derya Divrikli Bundan iki ay önce, 4 Mart’ta, Etiler’de bir çöp konteynerında, 17 yaşında bir kız çocuğu bedeni bulundu. Başka bir konteynırda da başı. Olayın hemen ardından o bedenin sahibi Münevver’in sevgilisi Cem Garipoğlu’nun evinde ve ailesinin kıyafetlerinde Münevver’in kanı bulundu. Buna rağmen aileden kimse göz altına alınmadı, yeterli takibat da yapılmadı ki, cinayetin baş şüphelisi Cem Garipoğlu hala bulunamadı. Belki çoğu kez olduğu gibi bu kez de zengin ailenin gücü cinayetin üstünü örtmeye yetecekti, önce Ayşe Arman, sonra tüm kamuoyu bu işin peşini bıraksaydı. Ayşe Arman olayla ilgili röportajlar yaptı ve bu röportajı yapanlardan birinin bizi hiç şaşırtmayan açıklaması kamuoyunu daha da öfkelendirdi. |
|
Devamını oku...
|
|
DİYARBAKIR'DA KADIN BULUŞMASI |
|
|
|
|
31 Mayıs' da, Diyarbakır'da, DÖKH (Demokratik Özgür Kadın Hareketi) ün çağrıcısı olduğu, tüm Türkiye'den kadın kurumlarının, feministlerin, barış sözcülerinin katıldığı bir forum gerçekleştirildi. Forumda Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin, “Söyleyecek sözümüz, çözümü üretecek gücümüz var” sloganı ile kadınlar, silahların susmasını istediklerini, bununsa ancak çift taraflı silah bırakma ile mümkün olduğunu söylediler. Forumda; son zamanlarda DTP'ye ve Kürt özgürlük hareketine yapılan, giderek artan baskı ve gözaltıların çözüme değil, çözümsüzlüğe yönelik olduğu ve gözaltına alınan DTP'li, KESK'li kadın arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması gerektiği belirtildi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
FEMİNİST POLİTİKA 2. SAYI ÇIKTI |
|
|
|
|
Feminist Politika ikinci sayısıyla yeniden karşınızda. Bu sayımızın dosya konusu, kısa süre önce yaşadığımız yerel seçimler; dosyanın başlığı ise, “Talep etmekten talip olmaya: Yerel seçim deneyimi”. Çeşitli feminist grup ve kadınların oluşturduğu “Seçim için feminist kolektif” olarak İstanbul Beyoğlu’nda bağımsız adayımızla katıldığımız yerel seçimler, bir ilk deneyim olarak, bize göre bir dosyayla değerlendirilmeyi hak ediyordu. Bugüne kadar feministler olarak hep çeşitli talepler ortaya koymuştuk; şimdiyse kendi politikalarımızla yerel siyasette görev üstlenmeye talip oluyorduk. Bu yüzden, dosyamızı ağırlıklı olarak bu deneyimin değerlendirmesine ayırdık. Ayrıca, dosyada bu çerçevenin dışında olan üç yazı daha yer alıyor. Dosya kapsamına girmemekle birlikte, AKP’nin belediyecilik pratiğinin kadınlara yönelik boyutlarını tartışan yazımızı da bu bağlamda sayabiliriz. Dosyanın dışındaki yazıların bir bölümünü ise, geçen sayımızda olduğu gibi, güncelliği ve ağırlığı giderek artan krize ve kadın işçilerin direnişlerine, yine bu konuyla yakından bağlantılı olan doğal kaynakların ve çevrenin tahribatı sorununa ayırdık. |
|
Devamını oku...
|
|
22 Mayıs cuma sabahı bir transseksüel daha öldürüldü! |
|
|
|
|
Bu ülkede son 3 yılda cinsel yönelimleri, cinsiyet kimliği nedeniyle 29 eşcinsel ve transseksüel öldürüldü. 8 mart 2007 Mersin'de Gökçe, 2008'de İstanbul'da bir seri katil tarafından öldürülen 5 eşcinsel erkek, 12 Kasım 2008'de Ankara'da pompalı tüfekle öldürülen Eryaman Davası'nın tanıklarından Dilek İnce, 10 Mart 2009'ta İstanbul'da Ebru, Bursa'da 22 Mart 2009'da kafası ve cinsel organı kesilerek öldürülen Eda, 27 Mart 2009'da Edirne'de cinsel ilişki önerdiği iddiasıyla öldürülen Şükrü Gençer, Ankara'da 11 Nisan 2009'da evinde bıçaklanarak öldürülen Melek bunlardan sadece birkaçı. Katiller ya bulunamadılar ya da ceza indirimlerinden yararlandılar. |
|
Devamını oku...
|
|
SOSYALİST FEMİNİST KOLEKTİF ETKİNLİKLERİ |
|
|
|
|
Sosyalist Feminist Kolektif 11 Haziran Perşembe akşamı İstanbul’daki kendi mekanında “Novamed Direnişi”ni tartışmaya açıyor. Ankara’da ise 13 Haziran Cumartesi günü saat 16.00’da Jeoloji Mühendisleri Odası Toplantı Salonu’nda“Kadın Emeği ve Kriz” üzerine bir tartışma yürütüyor. İSTANBUL Novamed Direnişini Tartışıyoruz! “Novamed Direnişi Belgeseli” Feryal Saygılıgil-Güliz Sağlam/Filmmor |
|
Devamını oku...
|
|
HAKLARIMIZI ALANA KADAR DİRENECEĞİZ |
|
|
|
|
Meha Tekstil direnişçisi Songül Yahşi "Ücretlerimizi, vergi iade ücretlerimizi alamıyorduk. Ne zaman alabileceğimizi ve sonucun ne olacağı konusunda açıklama yapılmasını istiyorduk. Bir gün makineleri kapattık ve konuşmak istediğimizi söyledik. Bu eylemin sonucunda şimdiye kadar bizimle konuşmaya yanaşmayan patron gelip konuşmaya başladı. Ancak konuşmasına; “Siz eylem yapıyorsunuz. Bu kriz ortamında mesai ücreti soruyorsunuz. Vergi iadesi istiyorsunuz” diye başladı. Sonra yaptığımızın terbiyesizlik ve ahlaksızlık olduğunu söyledi. Son olarak, “kriz var ben şalterleri indiriyorum” dedi. Sahte haciz kararı ile makineleri götürdüler. Makineleri götürürken müdahale ettik. Bayağı bir coplandık. İki gözaltımız var. Bir gün boyunca gözaltında kaldılar. Bütün bu zorluklara rağmen, direnişimizi haklarımızı alıncaya kadar sürdüreceğiz." |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pipa Bacca Davasının Takipçisiyiz.. |
|
|
|
|
Pipa Bacca Davasının 27 mayıs 2009 daki Koaceli adliyesindeki duruşmasını Sosyalist feministler izledi.Pippa’nın kardeşi ve annesi de duruşma için İtalya’dan gelmişti..
Mahkemenin daha fazla uzatılmamasını ve “böyle bir şeyi” aklından bile geçirenleri caydıracak ağır ceza verilmesini söylediler. Savcı müteala verdi ve sanığın suçu subut bulunan kanun maddeleri gereğince “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini” istedi. Duruşma 25 haziran 2009 saat.11.30 ertelendi. |
Gaziosmanpaşa’da kurulu 117 işçinin çalıştığı, sendikanın olmadığı Meha Tekstil’de işçiler Mart ayından bu yana hakları için mücadele ediyor. Meha Tekstil patronu Habib Karaahmet, son bir yıldır işçilerin fazla mesai ücretlerini ve asgari geçim indirim paylarını ödemedi. Son üç aydır ise işçilerin SGK primleri ödenmiyor. Meha patronu, önce işçileri “fabrikayı kapatırım” diyerek tehdit etti ve böylelikle işçilerin üç aylık mesai ücretlerinden vazgeçmelerini sağladı. Bununla yetinmeyen Meha patronu, işçilerin 9 aylık bütün haklarını gasp etmek istedi. Bu duruma sessiz kalmayan ve mücadeleye girişen işçiler, patrona “hayır” deyince, bu kez de “kriz var” bahanesi ileri sürülerek tüm işçiler işten çıkartıldı. |
|
Devamını oku...
|
|
BİR KARŞI DURUŞ GÖSTERECEKSİN, SESİNİ ÇIKARTACAKSIN |
|
|
|
|
Sinter Direnişçisi Lale Balta Patron bizim sosyal haklarımızı vermemeye başladı...Bizi sadece bir maaşla çalıştıracaktı. Türkiye şartlarında 536 milyon maaşla bir insanın ev geçindirmesi çok zor. Yani bizi açlığa bırakacaktı resmen. Biz de, dur demek istedik. Arkamızda sendika olursa haklarımızı alırız, daha güçlü oluruz diye düşündük. Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye olduk. ..Bizden önce sendikaya öncülük eden 38 arkadaşımız işten atılmıştı. Aslında onlar da sendika nedeniyle işten atılmalarına rağmen, resmi gerekçe 29.madde idi. Bu madde performansı ve yüz kızartıcı suçları kapsıyor. Cuma günü sendikaya üye olduk. Pazartesi sabah fabrikaya geldiğimizde bahçe kapısı kapalıydı, bizi içeriye almadılar. Daha sonra işten atılanlar olarak megafonla tek tek isimlerimiz okundu. Bizler isimlerimiz okunmamış gibi fabrikaya girdik ve fabrikayı iki gün işgal ettik. Gece yemekhanede kaldık. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan müfettiş geldi, rapor tuttu. Müfettişin raporu lehimize oldu. Biz içeriye girer girmez hemen iki tane polis otobüsü geldi, polislerin ellerinde tüfekler vardı. Komik bir durumdu. İşçiyiz biz ve bizim önümüze barikat kuruyorlar. G-3’lerle önümüzde bekliyorlar. Bizim tek istediğimiz işimize geri dönmek. Polisler bizi içerden çıkartmak için üzerimize gelecekti, bu yüzden böyle bir şeye hazırlıklı olmadığımız için direnişimizi fabrikadan çıkıp iş yerinin önünde devam ettirmeye başladık. 24 aralıktan beri de dışarıda direnişimizi devam ettiriyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|

Özlem Molla Senin direnişe geçmene neler sebep oldu? İşten çıkarıldığımda 8 yıldır DESA’da çalışıyordum. Bunun ilk 9 ayı sigortasız çalıştırıldım. Benim dışımda 2–3 senedir çalışan arkadaşlarıma da o sırada sigorta yapılmamıştı. Sigortacılar geldiğinde patron bizi, fabrikanın çatısına saklıyordu. Daha sonra sigortalı olduk ama diğer koşullar düzelmedi. Diğer kötü koşullar derken, uzun çalışma saatlerinden söz ediyorum. 2 gün 2 gece eve gitmeden çalışıyorduk. Ayakta çalışıyorduk ve bu mesailerle birlikte ellerimiz ayaklarımız tutmaz hale geliyordu.. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 4 |
|
|