Haberler-Duyurular


IMAGE
Feminizmin Kitabı - Osmanlı'dan 21. Yüzyıla Seçme Metinler
Cuma, 12 Haziran 2015
Firdevs Hoşer feminizmin kitabı: feminizmin seyir defteri derleyenin oldukça uzun önsözünde kitabın hangi amaç  için derlendiği açık bir dille anlatılmakta. bu nedenle okuyucuya düşen kitabın satırları arasında dolaşırken hissettiklerini paylaşmak. Devamı...
IMAGE
1000 Feministten HDP'ye Destek Açıklaması
Cumartesi, 18 Nisan 2015
Halkların Demokratik Partisi'ne (HDP) oy verecek feministler kadınlara HDP'ye oy verme çağrısı yaptı. Bu çağrıyı yaparken kadın kurtuluş mücadelesinin HDP çatısına sığmayacak talepleri, hedefleri ve örgütlenme ilkeleri olduğunu ve herhangi bir karma siyasi partinin kadınların öz örgütlülüğünü esas alan feminist mücadelenin öznesi olamayacağını, dolayısıyla bir partiyi bu saikle işaret etmeyeceğini vurgulayan ve 1000 kadının imza verdiği destek metni... Devamı...
IMAGE
Kaos GL'nin Kadın Kadına Öykü Yarışması "Ses" temasıyla 10. kez çağırıyor
Pazartesi, 23 Şubat 2015
Kadın Kadına Öykü Yarışması ‘Ses’ temasıyla 10. kez kadınların öykülerine yer veriyor. Kaos GL Derneği’nin 2006 yılından bu yana sürdürdüğü yarışmanın bu yılki öyküleri için son başvuru tarihi 17 Nisan 2015. Duyuru linki : http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=18625 İletişim : kadın@kaosgl.org Devamı...
IMAGE
Canilik değil, erkek şiddeti!
Pazartesi, 16 Şubat 2015
Ecehan Balta-Özlem Barın Kadına yönelik şiddet; bir kadına yönelmiş görünse bile, aslında tüm kadınları susturmayı, bedenlerini ve hatta zihinlerini kontrol altına almayı hedefler. Örneğin, bir sokakta taciz hikâyesi dinlerseniz, o sokaktan artık kolay kolay geçemezsiniz. Özgecan’ı öldüren dolmuşçu olunca, bütün kadınların aklına dolmuşta yaşadıklarından başlayarak “teğet geçtikleri tehlikeler” üşüşür. Anneleri şiddete uğramış kadınlar,... Devamı...
IMAGE
Özgecan’ın öldürülmesinin sorumlusu kim/kimler? (İFK)‏
Pazartesi, 16 Şubat 2015
İstanbul Feminist Kolektif'in açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz.   Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesinin toplumun tüm kesimlerinden aldığı tepki, kuşkusuz kadın cinayetlerinin önlenmesi, erkeklerin engellenmesine yönelik bir fırsat yaratması açısından önemli. Fakat Özgecan’ın öldürülmesi hakkında yapılan tartışmaların çoğu bu yönde bir umut doğurmuyor. Çünkü başta iktidar olmak üzere hiçbir siyasi grup Özgecan’ın öldürülmesinin... Devamı...
IMAGE
Feminist Politika 25. Sayı Çıktı!
Pazartesi, 26 Ocak 2015
Merhaba Yılın ilk günü Sağlık Bakanı'nın annelik kariyerine dair sözlerine duyduğumuz öfke dinmemişken, sevgili Nevin'e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğini duyduk. Belki de yüzümüzü biraz olsun güldüren tek haber Pınar Selek'in dördüncü kez de olsa beraatine karar verilmesiydi.25. sayımızı hazırlarken Kobanê direnişi çoktan altıncı ayına girdi. Devamı...
IMAGE
Feminist Politika okur toplantısı
Çarşamba, 31 Aralık 2014
Feminist Politika okur toplantısında buluşuyoruz! Feminist Politika’nın 24. sayısını konuşacağımız okur buluşmamızda yeni muhafazakar politikalarla sermayenin ihtiyaçlarına göre hızla şekillenerek kadınlara dar edilen kentsel mekanları, yani Aile- AVM-AKP kıskacındaki hayatlarımızı konuşacağız.  AVM’ler dışında var olabileceğimiz kamusal alanlar birer birer erirken bizler içinde yaşadığımız kentleri kendi ihtiyaçlarımıza göre şekillendirme... Devamı...
IMAGE
Elifhan Köse’nin yanındayız!
Pazartesi, 08 Aralık 2014
Son yıllarda AKP’nin politikalarını eleştiren, protesto eylemlerine katılan çok sayıda akademisyen çeşitli gerekçelerle soruşturmaya tabi tutuluyor ve işten çıkarılıyorlar. Bu politikalara baş kaldıranlar kadın akademisyenler olduğunda baskı iki kez artıyor ve AKP iktidarı adeta bir “cadı avı” gerçekleştiriyor. Devamı...

Asma Yaprakları, Elmalar ve Kadınlar

Demet ÖZMEN
…Bir Anadolu efsanesine göre bir kadının çocuğu hastalanır, hekimlere başvurur bir çare bulamaz. Hekimlerden biri vahşi ve evcil hayvanların sütlerinin karışımını çocuğa içirmesini söyler. Kadın dağ dağ, diyar diyar gezer ve süt karışımını bulur ama geç kalmıştır. Çocuğunu kaybeden kadın süt karışımını bahçeye döker. Bahar vakti ekinlikten şimdiye kadar görmediği bir bitki çıkar. Kadın bu fidana çocuğunun hatırası olarak bakıp büyütür. Birkaç yıl sonra bitki kol atar meyve verir. Kadın meyvenin tadına bakar çok beğenir. Bir kısmının suyunu çıkarır, şişelere koyup tavan arasına kaldırır. Birkaç yıl sonra tavan arasına çıktığında unuttuğu şişeler gözüne takılır ve onu içince neşelenip oynar, nara atıp şarkı söyler. Sesi duyan eşi, komşuları da şişede kalmış üzüm şırasından içip aynı şekilde davranırlar...

AKP’nin ‘makbul kadın’ dayatmasına hayır!


7 Haziran seçimlerinde biz kadınlar emeğimizi, bedenimizi ve hayatlarımızı savunmak için oy kullanacağız!
Eğer AKP'ye oy verirsek neye oy vermiş, neye ‘evet’ demiş olacağız? ‘Makbul kadın’ olmaya.
Yani;
Ne zaman evleneceğine, kaç çocuk yapacağına, ne zaman ve nasıl doğuracağına, nerede ne kadar güleceğine ve ne giyeneceğine devlet büyüklerinin karar verdiği, kocasının babasının sözünden çıkamayan, çıkmaya kalktığında dayağı, azarı, ölümü göze alan, gardiyanı erkek olan hapishanelerde müebbet almış kadın olmaya.
Hükümetin istediği gibi, ya ‘makbul kadın’ olacaksın ve hizaya geleceksin ya da erkek şiddetine razı olacaksın.
Çünkü Tayyip Erdoğan ve AKP’li yöneticiler, giydiğimiz kıyafetten attığımız kahkahaya kadar bütün özlemlerimizi, arzularımızı, davranışlarımızı kontrol altında tutma; ceza ve ödül mekanizmalarını erkeklerle birlikte bizzat yürütme niyetindeler.
Kadınların esas görevinin aile içinde konumlanmak olduğuna ilişkin ideolojik hegemonyayı güçlendirmek, kadınları ücretli emek gücü içinde eğreti bir bileşen haline getirmek ve kadın emeğinin değerini daha da ucuzlatmak istiyorlar.

AKP’li Öznur Çalık’a soruyoruz: Neden Özgecan’ın öldürülmesine göz yumdunuz?

13 yıllık AKP iktidarı döneminde kadın cinayetlerinin görünürlüğü arttı diyorsunuz. Peki, istatistiklere de yansıyan bu görünürlük neden arttı? Çünkü, biz kadınlar artık erkek şiddetine itiraz ediyoruz. Sessizce boyun eğmiyoruz. Erkek şiddetinin kendi utancımız olduğunu öğreten erkek egemen ideolojiye karşı haykırıyoruz. Sokaklara dökülüyoruz. Polisten, yargıdan ve devletin diğer kurumlarından bizi korumasını talep ediyoruz. Kocamız, nişanlımız, ya da sevgilimiz olan bir erkeğin şiddetine ya da tecavüzüne maruz kaldığımızda devletin görevini yapmasını bekliyoruz.

Kadına karşı şiddete karşı

Sibel DAĞ
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


I.

‘Kadına yönelik şiddet’ toplumsal yaşamda artık epey bilinen ve rahatlıkla kullanılan bir tanımlama. Her ne kadar tamlamanın içinde şiddetin failiyle ilgili bir giz varsa da bu kullanım kadın merkezli bakış açısının yerleşmesi açısından oldukça önemli. Başta kadın hareketi olmak üzere konuyla ilgili farkındalık yaratmayı hedefleyen tüm öznelerin tam da bu faili analiz etmekle ilgilendiğini biliyoruz. Eril olanla yani. İfadede adı geçmediği için hafif torpil görse de bu basbayağı erkek şiddeti.

Onlar hala HEMŞİR

Özlem Gassalkızı & Hasbiye Günaçtı

Bütün kadınların, ama önce sağlık hizmeti alanında çalışan kadınların bu güne gelirken nasıl engellediğini; yolunun nasıl kesildiğini ve nasıl yok edildiğini anlatan kitapta (Cadılar Büyücüler Hemşireler) şöyle bir cümle var:
“Bizim öykümüzü anlamak, yeniden savaşmak zorunda olduğumuzu anlamak demektir”

Feminist Politika 26. Sayı Çıktı!

MERHABA
8 Haziran’da nasıl bir Türkiye’ye uyanacağımızla çok ilgiliyiz bu aralar. Toplantılar, taksiciyle girdiğimiz diyaloglar, dost meclisleri birden “ne olacak bu memleketin hâli” sohbetlerine dönebiliyor. Hayır, “sandık” bizi kurtarmayacak biliyoruz, ama toplumsal ve siyasal bütün zeminlerde “nefes almak” zorlaşınca, oksijeni bol coğrafya ihtiyacı da hasıl oluyor. 1000 feministin ilk kez bir karma siyasi partiyi işaret etmesi, seçimi gündemine alması biraz da bundan olsa gerek. Evet, Feminist Politika’nın bu sayısında HDP’ye destek açıklama metnini işte bu yüzden bulacaksınız. Nefes alamıyoruz derken, hayatımızı karartmaya namzet İç Güvenlik Paketi’nden söz etmemek olmazdı. Evlerimizi karakollara dönüştürebilecek yasayla ilgili bir yazı işte bu yüzden var.

Nefes alamıyoruz derken, tarihi kanlı olan bir devletin, Ermeni Soykırımı’nın 100. yılında bile hâlâ bu gerçekle yüzleşmemesi, toplumu suça ortak ederek yalanlarını sürdürebilmesi hâl-i pürmelalimizi gösteriyor. Soykırımda kadın hakikatlerine ilişkin bir yazı işte bu yüzden var.
Nefes alamıyoruz derken, asıl 12 yıldır “makbul kadın” yaratmaya çalışan AKP politi- kalarının yarattığı iklimden söz ediyoruz. AKP politikalarına karşı duruşu ve onların deşifre edilmesini amaçlayan Feminist Forum’a katılan feminist isimlerin forum konuşmalarının bu sayıya taşınması işte bu yüzden… “AKP’nin
‘makbul kadın’ politikaları” başlıklı dosyamız bununla sınırlı değil elbet. Aileden Diyanet’e, kadınları muhtaç bireyler olarak gören yardım politikalarından, iş gücü piyasanın kadınlar aleyhine örgütlenmesine kadar geniş bir yelpaze sunan yazıları da bulacaksınız…
Daimi köşelerimiz yine dolu dolu… Çünkü kadınlar kendilerini yazıyorlar… Ne de olsa mücadelenin olduğu yerde heyecan var, anlatılacak çok öykü var…
Son olarak, ön iç kapak fotoğrafı için Ahmet
Şık'a teşekkür ederiz.
İyi okumalar...

Sosyalist Feminist Kolektif

8 Mart, Bal ve Patriarkal Gürültü

Direnen Kızkardeşler

 Bilgesu Yaprak

Susmuyor, konuşuyor patriarka. Kulaklarımızda çınlayan erkeklerin değil, erkekliğin sesi. Satır satır, her saniye…


***


“Kadın dediğin evinde oturur. Ben ona kraliçeler gibi bakarım hem, ne gerek var çalışmasına? Otursun çocuklara baksın, yemek yapsın.”

Bazı feminist grupların bakış açısı, kadının çalışması, çocuk yapmaması, yuva kurmaması gerektiği yönünde olsa da, benim desteklediğim feminizm anlayışının temelinde kadının ne isterse onu yapması yatıyor. Biz kadınların, kimsenin bizim adımıza karar vermesine, doğruyu yanlışı belirlemesine ihtiyacımız yok. Ve evet, bir kadın isterse ev hanımı olabilir, çocuk yetiştirebilir. Fakat burada, erkeğin yorumuna odaklanmak istiyorum. Bu topraklarda “kaşık düşmanı” gibi bir terim varken yüz yıllardır, ‘ben kadınıma kraliçeler gibi bakarım’ komedisini nasıl algılamamız bekleniyor?

Erkek Şiddeti ve Feminist Tutum

Gerek Özgecan'ın katli, gerekse bu vahşetin sonrasında ortaya çıkan toplumsal hareketlenme, birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Bir yandan "idam, hadım, linç" sesleri yükseledursun, bir diğer yandan da bu olaya dönük tepkilerin içinden eril zihniyetin yeniden ve yeniden fışkırdığını görmek durumunda kaldık. Katilin anasına, bacısına küfredenlerden tutun da, yedi sülalesinin bir yerlerine koyan insanlara bazen meram anlatmaya çalıştık, bazen öfkemizden ne yapacağımızı bilemedik.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir diğer ses, koroya eklenmekte gecikmedi: “ Bu kadın-erkek meselesi değil, bu bir insaniyet meselesi.” “Olayı politikleştirmeyin, burada çok insani, çok vicdani bir durum var.” Bu sesin nasıl “üretildiğini” yani münferit olmayıp bizatihi ideolojik bir alt yapısı olduğunu görmek zor değil. AKP’nin eşitlik mücadelesini bile zoraki bir “eş değerlik” kabulüne indirgemek adına kurdurduğu bir STK (?) olan KADEM, televizyonlarda günlerdir bu söylemi yaygınlaştırmaya çalışıyor. Hülya Gülbahar başta olmak üzere feministler bu algı yönetiminin söylem mekanizmasına ne kadar çomak sokarsa soksun, söz yayılıyor: “Mesele kadın-erkek meselesi değil.”